MENÜ

 

AFACANLARIMIZ, KANSERİ TEŞHİS EDEBİLİR Mİ?

 

Uyuşturucu, bomba ve gaz kaçakları… Tüm bunlar, köpek dostlarımızın kokuları sayesinde bulduğu ya da fark ettiği tehlikeler. Bir insanın kanser olduğunu bile koklayarak anlayabilirler, ancak tıp dünyası ikiye bölünmüş durumda. Peki, dört patili dostlarımız bu konuda neler yapabiliyor?

 

Her şey, 1989 yılında başlamıştı. Dermatoloji uzmanları Williams ve Pembroke, İngiliz tıp dergisi The Lancet’da bir hastalarıyla ilgili teorilerini yayımlamışlardı. 44 yaşındaki bayan hasta, köpeğinin ısrarla bacağındaki bir yeri kokladığını söylediğinde, o bölgeden bir örnek alıp bir cilt kanserinin varlığını tespit etmişlerdi.

 

İdrar Kesesi Kanseri

 

O günden beri İngiliz Dr. John Church, bu tarz “hikâyelere” kulak asmaya başladı ve 2001 yılında, benzer bir olayı aynı dergi kanalıyla tıp dünyasıyla paylaştı. Sonra da böyle bir olasılığı araştırmak için, bir fon oluşturmaya karar verdi. Ve Mart 2004’te, geniş bir ekiple gerçekleştirdiği araştırmayı British Medical Journal dergisinde yayımladı. Bu araştırma, dünyanın her yerinde haber olmuştu. 6 köpek, idrar örneklerinden idrar kesesi kanseri olan numunelerin tespit edilmesi için eğitilmişti. Ve köpekler, %41 oranında doğru numune bulabildi. Hatta tüm köpekler, sağlıklı olduğu düşünülen numune örneğini kokladığında ve kanser olduğunu düşündüğünde, numune sahibine birkaç test daha yapılmış ve gerçekten idrar kesesi kanseri olduğu ortaya çıkmıştı.

 

Ancak böyle bir araştırmayı yapan ilk kişi, aslında Churc değildi. 1994 yılında, cilt kanseri üzerinde bir araştırma yapılmıştı. Ancak o güne dek, hiç yayımlanmamıştı ve bu olaydan bir ay sonra, Applied Behaviour Science dergisinde yayımlanacaktı. Peki, tıp dünyasıyla çok geç paylaşılan araştırma nasıl hayata geçmişti?

 

Cilt Kanseri

 

Bir köpeğin, gölde boğulduğu tahmin edilen kişinin cesedini bulma konusunda polise yardım ettiğini radyoda duyan cilt kanseri uzmanı Dr. Armand Cognetta, tıp dergilerini karıştırmaya başladı. Umudu, köpeklerin kanseri de koklayarak buldukları ile ilgili bir makale bulmaktı. Hayalleri suya düştükten sonra, eskiden ABD Tallahasse K9 polis köpek eğitim şefi olan Duane Pickel ile bağlantıya geçti. Ve ona fikrini anlattı. Pickel, hemen kolları sıvadı ve bomba eğitimi almış, 4 yaşında, erkek bir Schnauzer olan George ile melanoma örnekleri bulması için çalışmaya başladı. “Georg’u melanoma örnekleri bulma konusunda eğitmek, bomba eğitimi vermekten çok daha kolaydı” diyor Pickel. Bir yıl süren bir çalışmanın ardından, George %99.7 oranda başarı gösterdi.

 

Akciğer ve Göğüs Kanseri

 

Church gibi, ABD Kaliforniya’daki Pine Street Foundation’a bağlı Pine Street Kliniği de kanseri tespit eden köpeklerin hikayelerini yakından takip ediyordu. Ve 1999 yılından beri, ağırlıklı akciğer, göğüs ve pankreas kanseri üzerine çalışıyordu. Ve başında Michael McMulloch’un olduğu bir ekip, en sonunda insanların nefesinden bir numuneyi köpeklere koklatarak, hangisinin hasta hangisinin sağlıklı olduğunu tespit edebilecekleri bir araştırmayı hayata geçirdi. Sonuçları, Mart 2006 Integrative Cancer Therapies dergisinde yayımlanan araştırmada, daha önce hiç özel eğitim almamış olan 5 köpeğe sadece 3 haftalık bir eğitimden sonra 83 sağlıklı, 55 akciğer kanseri ve 31 göğüs kanseri numunesi sunuldu. Sonuçlar ise inanılmazdı; köpekler, akciğer kanserini %99, göğüs kanserini ise %88 oranında başarıyla tespit etmişlerdi. Pine Street Foundation’ın başkanı Nicholas Broffmann, heyecanını saklayamıyor. Çünkü yumurtalık ve pankreas kanseri gibi kanserler, genelde maalesef çok geç teşhis edilebiliyor. “İkisinden birini, bu şekilde birinci evrede teşhis edebilmemiz bir devrim olacak” diyor Broffmann.

 

Şüphe Duyanlar da Var

 

Ancak, herkes Broffmann gibi heyecanlı değildi. ABD Houston’daki Anderson Cancer Center’ın başkanı Dr. Ronald Berry, Pine Street Kliniği’nin araştırma sonuçlarının doğru olamayacak kadar iyi olduğunu düşünüyor. “Herhangi bir şeyin, bu kadar iyi olması temel olarak mümkün değil. Bu kadar iyi olan hiçbir laboratuar testi yok. Ancak, bu araştırma iyi bir adımdı” diyen Berry, bu araştırmanın kliniklerde kullanılabilmesi için daha birçok aşamadan geçmesi gerektiğine de inanıyor. Bu nedenle Berry gibi birçok başka doktor da şüphe duyuyor. “Neyse” diyor Berry ve gülümsüyor, “Genetik kurallarını bulan Gregor Mendel’e de ilk başta kimse inanmamıştı. Çünkü onun araştırma sonuçları da inanılamayacak kadar iyiydi.” Pine Street Kliniği’nin araştırma şefi McMulloch da farklı düşünmüyor. “Sonuçlar o kadar iyiydi ki, biz bile şaştık!”

 

Dostlarımız, kanserin Kokusunu Nasıl Alır?

 

Bunu, “kanser hücreleri, farklı bir metabolik atık yayar” şeklinde açıklıyor Broffman. “Bu metabolik ürünlerin arasındaki fark o kadar büyüktür ki, köpeğin son derece hassas koklama sistemi, bunu erken evrede bile fark edebilir.” Köpeklerimizin beyin ve burun donanımının, dünyanın bu konuda en gelişmiş donanımı olduğunu söyleyen McMulloch, bunu tam olarak yaptıklarının henüz bilinmediğini de itiraf ediyor “Birkaç tahminimiz var. Birincisi, kanser hücreleri değişik tepkiler verdikleri için, nefese karışan farklı biyomarker bileşiklerinin olduğunu düşünüyoruz. İkincisi ise kanser yıkıcı bir seyir gösterdiğinden dolayı hücreler yok edilirken, bir kimyasalın nefese karışmasının mümkün olduğu…”

 

Bu konudaki araştırmalar, daha da detaylı olup tıp dünyasından kabul görene kadar, herhalde birkaç yıl daha geçecektir. Bu arada, siz siz olun ve kokunuzu ezbere bilen dostunuz, vücudunuzun bir bölümünü ısrarla koklarsa “sizi uyarmak istemesi” seçeneğini aklınızda tutun. Hayatlar, birçok değişik şekilde kurtarılabilir. Siz en iyisi, o bölgeyi doktorunuza gösterip birkaç test yapılması konusunda ısrarcı olun.

 

Regina RÖTTGEN/Zoolistan/Kasım 2006

MAĞAZALARIMIZDA BULUNAN MARKALARDAN BAZILARI: