MENÜ

 

 

Kediniz Obez Olmasın!

 

Başta bayanlar olmak üzere, herkesin kabusudur fazla kiloları. “Kilo alacağım yememeliyim artık” diyerek, beynimizi şartlandırsak da o müthiş tatlılar, pastalar önümüze sunulduğunda bir anda unutuluverir tüm o verilmiş sözler. Minik dostlarımız, fazla kilolarını bizler gibi fazla kafalarına takmasalar da fazla kiloların, hem bizlerin hem de onların sağlığını olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçektir.

 

Hantal, yattığı yerden kalkamayan, paytak yürüyen dostlarımız çoğu zaman hoşumuza gider, oysaki durumun onlar için ne kadar zor olduğunu hep es geçeriz. Obezite, yani aşırı kilo alma sevimli pisiciğiniz için önemli bir beslenme hastalığıdır. Peki, nedir bu obezite? Neler onun obez olmasının nedenidir? Onu, bundan korumak için nelere dikkat etmeliyiz? Gelin, beraber öğrenelim.

 

Obezite, “mırmırınızın vücut ağırlığının, cinsiyet ve yaşına bağlı olarak ideal sayılan ortalama ağırlığının %15 ile %25 üzerine çıkması” olarak tanımlanmaktadır. Bu duruma neden olan en önemli etken ise beslenme bozukluğudur. Obezitenin köpeklerin yaklaşık %15’inde, kedilerin ise %9’unda gözlemlendiği söylenmektedir. Özellikle dişi kedilerde, kısırlaştırma ile aktivasyonun azalmasına bağlı olarak yüksek oranda görüldüğü de sıklıkla öne sürülmektedir. Obezite sıklıkla, dostunuzun yaşının ilerlemesine bağlı olarak vücudundaki kas kütlesini kaybetmesi, dolayısıyla yağ depolamaya eğilim göstermesiyle şekillenen bir durumdur. Buna paralel olarak, azalan egzersiz ile birlikte gittikçe artan, büyük bir sorun haline gelmektedir.

 

Kediler hayvansal dokuları tüketerek yaşamlarını sürdüren etçillerdendir. Otçullara göre basit bir mide, ince ve kalın bağırsağa sahiptirler. Evimizin panterlerinin sindirim sistemleri, bölümleri ve fonksiyonları farklı bir tipe benzetilmektedir. Vücut uzunluklarının, sindirim sisteminin uzunluğuna oranı, köpeklere göre daha kısadır. Aldıkları gıdaların sindirim sistemlerinde kalış süreleri de bu uzunluk ile paralellik göstermektedir. Besinlerini tüketme sıklığı, hareket, diyet, gebelik, çevre sıcaklığı ve yaş, gıdaların bu sistemden geçiş süresini etkilemektedir. Gelin, birlikte aslan kralınızın anatomik ve fizyolojik yapısına bakalım.

 

Minik Panterin Vücut Haritası

 

Sindirim sistemi bilindiği gibi, ağızla başlar ve anüsle son bulur.

 

Ağız: Alınan gıdaların dişlerle parçalanması ve tükürük ile yumuşatılıp, sindirime karışması için ilk aracı yoldur. Ağızda her zaman tükürük bulunmakla birlikte, yemlerin görülmesi ve koklanmasıyla artış gösterir.

 

Mide: Mide, mide – bağırsak kanalının başlangıcını oluşturur. Enzimatik sindirimin başladığı yerdir. Mide, gıdalar için geçici depolanma yeridir. Sonrasında, bu içeriğin bağırsaklara iletilmesini kontrol eder. Midenin öncelikle asit ve pepsinojen adı verilen bir enzim salgıladığı ve böylelikle de sindirime aktif olarak katıldığı söylenmektedir. Bu asit ile pepsinojen, pepsine dönüşmekte ve pepsin ise protein moleküllerini daha küçük yapılara parçalayarak, bağırsaklara iletmektedir.

 

İnce Bağırsak: İnce bağırsaklar, mineral maddelerle vitaminlerin başlıca emilim yeridir. Yağların sindirimi, A-D-E-K dediğimiz, yağda eriyen vitaminler için de önem taşımaktadır.

 

Kalın Bağırsak: Kalın bağırsaklarda karbonhidrat, yağ ve proteinlerin tamamen emilimi gerçekleşmektedir. Her ne kadar, köpeklerde sindirim ince bağırsaklarda tamamlansa da kedilerde bu durum kalın bağırsakta noktalanır.

 

Aslan Kral Şişiyor mu?

 

Gelin, şimdi de mırmırımızda obezliğin belirtilerine bakalım. Kilo artışı, gözlemlenebilen ilk bulgu olmakla birlikte, özellikle arka bacakların arasında ve karın bölgesinde yağların birikmesi, karakteristik bir bulgudur. İlerleyen dönemde, yağlanmanın artışına bağlı olarak bel bölgesinde seyreden dolgunluk ve gövdenin silindire benzemesi kaçınılmaz bir tablodur.

 

Aslında kediciklerimiz, kilolarını çok iyi gizleme yeteneğine sahiptir ama buna rağmen, ilerleyen vakalarda omurlarda, özellikle de omurların arasındaki disklerde kaymalar, eklemlerde iltihaplanmalar ve yürüyüş bozuklukları gözden kaçmamaktadır.

 

Oburiks’ten Asteriks’e Giden Yol

 

Dostunuzun kilo almasını önlemek için göstereceğiniz mücadele, fazla kilolarına bağlı olarak şekillenen problemleri durdurabilmek için verdiğiniz mücadeleden daha fazla değildir. Bu nedenle, kilo artışının en başından engellenmesi sorunların yaşanmaması için alınabilecek en iyi önlemdir. Bunun için, onun diyetine dikkat etmeli, yemek saatleri dışında ona hiçbir şey vermemelisiniz. Evinizin kralının, hantal bir tüy yumağına dönüştüğünü fark ettiğiniz ilk anda ise geç kalmadan veteriner hekiminize başvurmalı, onun ön gördüğü diyet programını uygulamalısınız. Ön görülen miktarlara sadık kalmak için mamayı tartmalısınız. Bunlara dikkat etmezseniz ne mi olur? Bunu sorduğunuzu duyar gibiyim.

 

Obezite, kilo artışı ve yağlanmayla birlikte neden olduğu fiziksel bozuklukların yanında, kalp yetmezliği, kısırlık, kabızlık, şeker hastalığı gibi birçok metabolik hastalığın oluşmasına da ışık yakar. Şişko dostunuzun, birdenbire önündeki yemeği reddetmeye başlaması ve ani bir iştahsızlık tablosu sergilemesi de obezitenin sonuçlarındandır. Bu durum ise karaciğer yağlanması dediğimiz, “hepatic lipidosis”in oluşmasına sebep olur.

 

Anlattığımız tüm bu sorunlarla karşılaşmak istemiyorsanız, onları beslerken dikkat etmeniz gereken püf noktalarına bir göz atalım.

 

Beslemenin Püf Noktaları

 

Dostunuza su yerine süt vermemelisiniz. Sütün yeri ayrı suyun yeri apayrıdır. Ayrıca, anne sütü haricinde yaklaşık 6 haftalık olana kadar, yavru kedileri sadece sütle beslemek onlarda gelişim bozukluklarına yol açar.

 

Özellikle kediler, daha çok kuru mamayla beslenmektedir. Bu tip mamalar dostunuzun vücudunda ki su miktarını azalttığı için yanlarında mutlaka su kapları bulunmalıdır.

 

Dostunuzun yaşına göre kedi mamaları imal edilmiştir. Bunları bilinçli olarak kullanmalı ve gerekli durumlarda kullanacağınız mama tipi hakkında, veteriner hekiminizden yardım almalısınız.

 

Bazen dostunuza iyilik yaptığınız düşünür ve ona vitamin verirsiniz. Ancak, bilinçsiz olarak sunulan vitaminler, onlar için yarardan çok zararlıdır.

 

Ağırlıklı olarak, dostunuzu sadece ciğerle ya da balıkla, yani tek yönlü beslemek de doğru değildir. Bu tür bir besleme prosedürü, birçok sağlık problemine neden olabilir. Ciğer, A vitamini açısından çok zengin bir yiyecektir ve buna bağlı olarak da aşırı tüketimin sonucunda kemiklerde lezyonlara yol açar. Sürekli ciğerle beslenen kedilerin boyun kısımlarında kemik sorunları görülmesi kaçınılmazdır. Aynı şekilde, çok fazla ve sürekli olarak balıkla besleme de dostunuzda iştah kaybına ve çeşitli alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır.

 

Dostunuza asla yumuşak ve küçük kemiklerde vermemelisiniz. Bunlar ağız tavanını delerek, ölümcül rahatsızlıklara neden olmaktadır.

 

Unutmamalısınız ki, minik pufuduklarınız için ideal olan; çeşitli gıdalardan oluşan bir beslenme programıdır. Beslenmede aşırıya kaçmak veya tek tip besine bağlı kalmak, dengesiz beslenmenin zararlarını da beraberinde getirir.

 

Minik dostlarınızın, protein ihtiyaçları havhav dostlarına göre yaklaşık olarak 5 kat daha fazla olduğundan dolayı sürekli olarak onları köpek mamalarıyla beslemek de yanlış bir yöntemdir.

 

Şimdi karar sizin, ama bizce kediniz obez olmasın!

 

Dostlarınızla güzel günlere.

 

 

MAĞAZALARIMIZDA BULUNAN MARKALARDAN BAZILARI: