MENÜ

 

KÖPEĞİNİZ İÇİN KÜÇÜK EĞİTİM İPUÇLARI…

 

Bunlardan birini belki siz de tanıyorsunuzdur… Adlarının “Hayır”, “Gel” veya “Bırak” olduğunu sanan köpeklerden birini!.. Çünkü bu köpekler, maalesef gün boyunca bundan başka bir şey duymazlar. Ve doğal olarak, adlarının bu komutlardan biri olduğunu düşünürler. Sürekli tasmada, sahibinin yanında dolaşmak zorunda olan, hiçbir yeri koklayamayan zavallı köpekler işte…Bacağı kaldırıp bir yeri işaretlemek mi? Sahibi buna asla izin vermez. Başka köpeklerle oyun oynaması da tabiî ki yasaktır.

 

Tamamen zıt bir hayat yaşayan köpekler de vardır. Sahibinin, burnunu sofradan çekmesini tatlı dille rica ettiği köpekler…Gelip gelme konusundaki kararları tamamen kendilerine ait köpekler. “Hadi oğlum gelir misin?”. Zaten bu bir komuttan öte, sanki “bunu bir düşün” ricası gibidir…Ve sahibi, köpeği kendisinin paçasını kapmış onu evin içinde sürüklediğinde oyun oynamak istediğini bilir. Hem de HEMEN!

 

Tahmin edersiniz ki, bu iki köpek bakımı da pek ideal değildir. Sadece iş köpekleri “görev sırasında” komutlar duyar. Boş zamanlarında aile fertleriyle serbestçe oyun oynayıp eğlenebilirler. Ve en önemlisi dinlenebilir, köpek olabilirler!

 

Ama çok serbest davranmak da iyi değildir. O zaman köpeğiniz, komutlarınızı sadece bir düşünme ricası olarak algılar. Kim bunu ister ki?

 

Peki, size şimdi en güzel çözümü sunalım. Köpekler “Evet” ve “Hayır” komutlarını anlar. “Belki” yi ise kesinlikle anlamazlar. Yani, dostlarımıza istediklerimizi ne kadar net anlatırsak, koyduğumuz temel kuralları o kadar hızlı anlarlar. Emirlerinizi net vermelisiniz. Ve verdikten sonra uygulatmak zorundasınız. Dostunuz emirlerinizi uyguladığında bir “evet”, bir “aferin” ile onu ödüllendirmeyi de ihmal etmemelisiniz. Bunların tümü, köpek hiyerarşisindeki lider rolümüzü ispat etmek için değildir. Tüm bunlar iyi bir lider olmak için gereklidir. Çünkü dört patili dostlarımız liderlerinden bunu bekler. Hem net komutlar hem de istenilenleri doğru ya da yanlış yaptıklarını net ifadelerle belirtilmesini beklerler. Bunu almadıkları zaman da kendileri karar vermek zorunda kalırlar. Ancak çoğu zaman bu onları aşar. Ve o zaman strese girip şüpheye kapılırlar.

 

Yani dostlarımızın mantığı, aslında çok basit çalışıyor diyebiliriz. Fakat bu basit sistem bizden, yani sahiplerinden düzenli ve istikrarlı bir davranış biçimi bekler. Örneğin eşofmanla koltuğunuzda televizyon seyrederken dostunuzun patisini dizinize koymasına izin veriyorsanız, aynısını takım elbise giydiğinde yasaklayamazsınız. Çünkü bu ikili davranış dostunuzu aşar, farklı kıyafetlerle olan bağlantıyı çözemez. Ya patiye yasak ya da patiye izin! Ve kuralınız neyse, daima odur!

 

En güzel çözüm budur: atlamak ve pati koymak daima yasak olmalıdır. Ama bunun yerine önünüzde oturabilir. Ve bunu yaptığında, sizden daima bol övgülü bir “aferin” almalıdır.

 

 

MAĞAZALARIMIZDA BULUNAN MARKALARDAN BAZILARI: